Prof.Dr.Erhan AYDIN’ın “Eski Türklerde gündelik hayat” adlı eserinde yer alan “Sosyal Hayat”a girmeden önce geçen hafta başladığım “Boylar ve Boy Birlikleri”ne devam edelim:
“Akbay: …Abdülkadir İNAN’ın, ‘Kazak-Kırgızlar Arasında Omsk’tan 50 km. güneyde Argınlardan Atabay kabilesinin Kabay adında bir boyu olduğu’ bilgisini aktarır. …boy adının Akbay mı Kabay mı okunması gerektiği açık değildir. Ancak boy adlarının başında, çok kere renk bildiren bir sıfatın bulunması, bu boy adının akbay okunması için kanıt olarak değerlendirilebilir. (s.73)
Ava Baş: Okumada sorunlar bulunsa da iki sözcükten oluşan bir boy adı olmalıdır. Az (Az halkı), Basmıl, Baş Kay, Bayırku, Bersil, Boz Ok, Çik, Ediz, Evdi, İgdir, İzgil, Kadır, Kara Türgeş, Karlok/Üç Karlok, Kasar, Kerekülüg, Kırkız. (74-89)
Güney Sibirya bölgesinde ele geçen ve bugün iki yüzü aşkın yazıt bulunan Yenisey yazıtlarının hangi Türk boyları tarafından meydana getirildiği, açıklığa kavuşturulamamış bir konu olarak kalmaya devam etmektedir. (s.89)
Kurıkan, Kümül, Oğuz. (s.91-94) Thomsen, Dokuz Oğuzlarla Uygurları bir saymıştır. Barthold’a göreyse, yazıtlarda adı geçen Türk, Oguz, Türk Oguz ve Tokuz Oguz adları aynı kavmi ifade etmektedir ve Köktürk kağanları da Dokuz Oğuz kavminden ortaya çıkmıştır.
Çin kaynaklarına göre Dokuz Oğuz (Jiuxing) boyları şunlardır: 1.Uygur, 2.P’ou-ku (Pugu veya Boku veya Bokut, 3.Houen (Hun/Kun, 4.Pa-yeh-ku (Bayegu, Bayırku/Bayarku), 5.T’ung-lo (Tongluo, Tongra), 6.Sseu-kie (Sijie, Sıkır/Sıkar), 7.K’i-pi (Qibi), 8.A-tie (Adie, Ediz). Hamilton’ın verdiği listede sekiz boyun adı; Pulleyblank’te ise A-pussu (Abusi) ve Ku-lun-wu-ku (Gulunwugu) boyları da bulunmaktadır.
Tang Hanedanlığı’nın tarihî kaynağı Jiu Tangshu’nun verdiği Tiele boyları ise şunlardır: Yüan-ho (Yuanhe), Sie-yen-t’o (Xue yantuo), K’i-pi (Qibi), T’ou-po (Tubo), Ku-li-kan (Guligan), To-lan-ko (Duolange), Pu-ku (Pugu), Pa-ye-ku (Payegu), T’ong-lo (Tongluo), Hun (Hun), Se-kie (Sijie), Hu-sie (Huxue), Hi-kie (Xijie), A-tie (Adie), Pe-si (Baixi). (s.96-97)
…Pelliot, Uygur harfli Oğuz Kağan destanı ile ilgili yayımında oguz’u açıklarken sözcüğün, ‘ilk süt’ anlamındaki aguz’dan getirilmesine değinir, bu durumda oguz değil uguz okunabileceğine işaret eder, ancak bunun anlamının güç olduğunu belirtir. (s.98)
On Ok: Thomsen Turcica adlı çalışmasında On Ok adını incelerken ok sözcüğünün örgütlenme ile ilgili olduğunu ilk kez vurgular. Thomsen, Schlegel’in de Ok için… yani ok kavramının Hunlar zamanından kalma olduğuna değindiğini bildirir. Sözcüğün Moğolca ug kaynaklı olduğunu ve bundan türeyen birçok sözcük bulunduğunu ifade eder. Ayrıca bu sözcükten türetilenlerin de ‘boy, aşiret’ ya da buna benzer türde bir anlamı olduğunu belirtir. (s.99)
Sir: Eski Türk yazıtlarında geçen boy adlarından, hakkında en az bilgi bulunanı kuşkusuz Sir’dir. (s.100)
Tarduş: Batı taraftaki Türk kökenli boy konfederasyonu olduğuna göre İstemi’nin oğlu Tardu adı ile de ilişki kurmak mümkün görünmektedir. Tarduşlarla ilgili bir başka önemli not ise II. Türk Kağanlığı yazıtlarından anlaşıldığına göre Tölislere yabgu, Tarduşlara ise şad ünvanlı kimselerin atanıyor olmasıdır. (s.102)
Tatar: Tatar adı tek başına yalnızca Şine Usu doğu 6 ve 8’de tespit edilmiş olup daha çok Tokuz Tatar ve Otuz Tatar olarak ele geçmiştir… (s.103)
Tatavı/Tatabı: …Abdulkadir İNAN’ın verdiği bilgiye göre Rus bilginlerinden N.A. Aristov Ongutların Türk olduğunu kesin olarak öne sürdüğünü, Şara Müren Irmağı civarında Kitanlılarla sınırdaş olarak yaşayan kavmin ise Tatabılar olduğunu belirtir. (s.105) Tonra (s.107), Türgeş (s.109).
Uygur (s.111), Üç Tuglug Türük Bodun (s.114), Yaglakar (s.116, Geçen yazımda Uygurların hanedan boyunun Yaglakar olduğunu belirtmiştim. Aynı kitap s.70), yagma (s.121).
Boy adının Divânu Lugati’t-Türk'te geçtiği bilinmektedir. Ayrıca Karahanlıları kuran boyun hangisi olduğu konusunda da Yagmaların adı anılmaktadır. Yatız. (s.122)
Tokuz Oguz, Tölis, Üç Karluk, On Uygur, Tokuz Tatar, Otuz Tatar gibi boy birliklerinin ne zaman oluştuğu, ne zaman dağıldığı, ne zaman farklı adlarla tekrar bir araya geldiği konusu gizemini ve karmaşıklığını ne yazık ki devam ettirmektedir. (s.122)
SOSYAL HAYAT
Türklerin ilk yazılı belgeleri olan Türk runik harfli eski Türk yazıtlarından elde edilen bilgilere göre; Türkler aile büyükleriyle birlikte bir arada, birkaç çadırdan oluşan küçük bir obada, evlenen erkek çocuklar kendi aile bireyleri ile birlikte bir yaşam sürerdi. Ailenin ana unsuru olan anne ve babayı ifade eden sözcükler, özellikle küçültme ve şefkat bildiren eklerle tespit edilmiştir.
Anne kavramını ifade etmek için ağırlıklı olarak ög kullanılmıştır. Bunun yanında ana sözcüğü az da olsa kullanım alanı bulmuştur. (s.29)
…babayı ifade eden sözcükler de eski Türk yazıtlarında sıklıkla kullanılmıştır. Yazıtlar döneminde ‘baba’ anlamında iki sözcük elde edilmiştir. Kullanım sıklığına göre kan ve ata. Her iki sözcüğün de küçültme ve şefkat bildiren +ç ekli biçimleri ele geçmiştir… (s.32)
…sonunda art damak n sesi bulunan kan sözcüğünün, ata’ya göre daha sık kullanıldığı anlaşılmaktadır… (s.36)
(Kardeşler) Ağabeyi ifade eden sözcük eçi’dir ve sözcükteki ilk ünlü kapalı e sesi ile yazılmıştır. Sözcük aynı zamanda ‘amca’ anlamında da kullanılmıştır. …Sözcüğün +ç küçültme ekli biçimi de kullanılmıştır. Eçiçim: Ağabeyciğim. (s.37-38)
‘Abla’ anlamındaki tek sözcük eke olup yalnızca iki örneği tespit edilmiştir. (s.39)
Küçük erkek kardeşi ifade eden ini sözcüğü, neredeyse her bölge yazıtında sıklıkla kullanılmış temel akrabalık terimlerinden biridir. (s.40)
Eski Türk yazıtlarında ‘küçük kız kardeş’i ifade etmek üzere toplam üç kez tespit edilen sinil sözcüğü kullanılmıştır. (s.41)
Köl Tegin kuzey 9: Ögüm katun ulayu öglerim ek
…Arhanan yazıtının ilk satırında… Yanı köl tarkan küdegü kelirti ‘Yangı Köl Tarkan güvey getirdi.’ …kızı için güvey getirdiğini belirtir. Bilindiği kadarıyla damat adayı kişi, ileride evleneceği kızın ailesinin yanında nişanlılık dönemi geçirir ve bir süre kız tarafının obasında kalır… (s.44)
Kocanın ölümü nedeniyle kadının yalnız kalması tul ‘dul’ ile ifade edilir. (s.45)
Erkeğe göre eşi ifade eden sözcükler kullanım sıklığına göre şöyle sıralanabilir: Kunçuy, kisi, yutuz, ewçi.
Şine Usu doğu 12: Ew barkınt(a) ermiş… ‘Evinde barkında imiş.’ (s.46)
…Tonyukuk II güney 4.satır: Sarıg altun ürün kümüş kız koduz egri tewe agı bunsuz kelürti ‘Sarı altın, beyaz gümüş, kızlar (ve) karılar, (tek) hörgüçlü develer, ipeklileri sıkıntısızca getirdiler…’ (s.48)
Çocuk: …Suci yazıtı 6-7.satır; inim yeti urım üç kızım üç erti ‘Kardeşim yedi, oğlum üç, kızım üç idi.’ (s.51) Çocukların aynı karından ikiz doğması ‘ekiz’ sözcüğü ile anlatılıyor. (s.52) Yazıtlarda kullanılan tun sözcüğü ilk, birinci doğan çocuk anlamındadır. (s.53)
Eski Türk yazıtlarında ‘akraba’ anlamında üç sözcüğün kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bunlar: ‘Kadaş, kin ve uya’dır. (s.55)
Yazıtlarda kullanılan ‘Yurç’ sözcüğü kayınbirader anlamında olduğu belirtilse de sondaki ‘ç’ harfinin olmaması sebebiyle yazar anlatıcı, ravi anlamında ‘ayur’ okunması gerektiğini savunmaktadır. (s.58)
Yeğen anlamında yazıtlarda ‘yegen ve atı’ sözcükleri kullanılmıştır. (s.59)
11 numaralı Begre yazıtının 7.satırı: Yatda tünürüm e adrıldım a ‘Yad ellerdeki dünürümden ayrıldım.’ (s.60)
Bu sözcüklerin 1300 yıl önceki Türkçede olduğunu unutmayalım. Sırası gelmişken çocukluğumda (Elbistan’da) simit ve çöreklerin üzerinde kullanılan susama “Küncü” dendiğini biliyorum. Çünkü lisedeyken simitçi fırınında çalışmıştım. “Küncü” sözcüğünü Kaşgarlı Mahmud’un “Divânu-Lugât’it-Türk” adlı eserinde okuyunca şaşırmıştım. Bugün “Küncü” unutuldu, yerine Türkçe olmayan susam kullanılıyor.
Haftaya devam...











